Günlük yaşantımızda kullandığımız piller, küçük boyutlarına rağmen çevreye ciddi zararlar verebilen atık türlerinden biridir. Toprağa ya da suya karıştığında ağır metaller (cıva, kurşun, kadmiyum) içeren bu atıklar, insan sağlığına ve ekosisteme büyük tehdit oluşturur.
Peki dünya bu konuda ne kadar bilinçli?
Türkiye bu sürecin neresinde?
Birçok ülke, atık pil yönetimini yasalarla zorunlu kılarak toplama oranlarını artırmayı başarmıştır:
Bu ülkelerde:
Türkiye’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve TAP (Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği) verilerine göre:
Yani Türkiye, AB ortalamasının altında, ancak artan farkındalık çalışmalarıyla her yıl ilerleme kaydediyor.
Bir adet düzensiz atılmış pil:
Üstelik pillerin çoğu geri dönüştürüldüğünde çinko, demir, nikel gibi metaller tekrar kullanılabilir. Yani hem çevre korunur hem ekonomik değer yaratılır.
Gerek dünyada gerek Türkiye’de atık pil toplama oranları artıyor, ancak hâlâ alınması gereken uzun bir yol var. Bu yolun en etkili adımı ise bireylerin, kurumların ve üreticilerin iş birliği içinde hareket etmesidir.
🌍 Çünkü değişim, bir küçük pille başlar.


Günlük yaşantımızda birçok farklı cihazda piller kullanıyoruz: kumandalar, oyuncaklar, saatler, telefonlar, elektrikli süpürgeler, hatta bazı tıbbi cihazlar… Ancak her pil, her cihaz için uygun değil. Doğru pili seçmek; hem cihazın performansı hem de çevresel etkilerin azaltılması açısından büyük önem taşıyor.

Bugün cep telefonlarımızdan elektrikli araçlara, saatlerden medikal cihazlara kadar hayatımızın her alanında kullandığımız piller, insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biridir. Ancak bu teknolojinin geçmişi sandığınızdan çok daha eskiye dayanıyor.

Her bitmiş pil, basit bir atık yığını değil, aslında endüstrinin yeniden kullanmayı beklediği küçük bir hammadde deposudur. Geri dönüşüm tesislerinde atık pillerin uğradığı o sihirli dönüşüm süreci, gezegenimiz için dev bir kaynak tasarrufu anlamına geliyor.